Bundan önceki yazımda; İsviçre’deki referandum sonucu ile minare yapımının yasaklanması kararına ilişkin bir tespit yapmış ve bu olayı Türkiye günceli açısından değerlendirmeyi de bu yazıya bırakmıştım. Bu arada; referandum sonrası İsviçre’den gelen haberler bu sonucun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşınacağı ve ipt
Türkiye’de kalemi ipotekli malûm yandaş kalemşorların, Türkiye’ye gerçek demokrasiyi getiren başbakan olarak alkışladıkları Recep Tayyip Erdoğan ve biat etmiş parmaklardan ibaret partisinin demokrasi anlayışı hiç kimse için sır değil. Kendi aldığı çoğunluk oyunu –ki şimdiye dek yüzde kırk yedinin üstüne de çıkmış değil!- milli irade ilan edip ve bu milli irade kavramını kutsallaştırarak her istediğini hiç bir denetime tabi olmaksızın gerçekleştirmek... Al sana en hakiki demokrat (!) Tayyip Erdoğan’ın demokrasi kültürü ve daha önceleri “tramvaya” benzeterek şimdiye dek inkâr etmediği demokrasi anlayışı... Ve onun bu demokrasi anlay
AKP’nin muhalefetle anlaşma ve uzlaşmaya gerek görmeden ve toplumun önemli bir kesimiyle inatlaşarak Anayasa ve yürürlükteki yasalara aykırılığına karşın meclisten çıkardıkları kanunlar yargı tarafından denetlenip iptal edildiğinde ya da idari kararların yürütmesi Danıştay tarafından durdurulduğunda –en son katsayı olayında olduğu gibi- hem AKP’nin hem de F tipi aydınların, Soros çocuklarının, iliştirilmiş yazarcıkların... Kısası, utanmaz bir tayfanın “Milli irade yargıçlar oligarşisi tarafından çiğneniyor, millet tarafından seçilmiş milletvekillerinin çıkardıkları kanunlar atanmış yargıçlar tarafından iptal ediliyor, bir yargıçlar devleti (Jüristokrasi) kurulması süreciyle karşı karşıyayız.” Ve benzeri yaygaralarla yargıya ve yargıçlara saldırdıklarını sağır sultan bile bilmiyor mu?
Şimdi gelelim onların bu demokrasi ve hukuk anlayışları açısından İsviçre’de minare yapımının yasaklanması kararına. Yasak kararını kim aldı? İsviçre toplumunun yüzde elli yedisi! Yani meclisteki milletvekilleri de değil, halkın milletin ta kendisi. Üstelik bizdeki gibi yarıdan az (yüzde kırk yedi) bir çoğunluk da değil, toplumun yarısından fazlasını temsil eden (yüzde elli yedi) bir çoğunluk... Pekiyi Erdoğan ve tayfası bu kararı “Milli irade böyle istemiş,
Yoksa bu yasak kararını halk çoğunluğunun aldığına, milli irade palavrasına ve yargıçlar devleti safsatasına filan boş verip “Bu yasak Müslümanlara zulümdür, din ve vicdan
Çoğunlukçu demokrasi anlay







