Hiç deve ve kuzu görmemiş bir kişiye, bir gruba, bir topluma deveyi kuzu diye yutturmanız çok doğaldır. Daha önce hiç kuzu görmemiş ki “Bu kuzu değil” diye itiraz etsin. Hele bir de size gözü kapalı inanıyor ve güveniyorsa... Siz “Yahu bu kuzu değil deve...” dedikçe sizinle alay edeceklerdir. Siz istediğiniz kadar “Kuzunun hörgücü olur mu?” diye derdinizi anlatmaya çal

Artık bir kuzu muhabbeti başladı mıydı siz her “kuzu” deyişinizde o minik kıvır kıvır tüylü koyun yavrusunu kastederken, karşınızdaki her kuzu dediğinde kastettiği hörgücüyle boylu boslu, evire çevire geviş getiren koskoca bir devedir. Siz “Kuzunun hörgücü olmaz” dedikçe karşınızdaki size ders verir “Olmaz olur mu, bal gibi olur. Sen ne anlarsın kuzudan!”
Siz “Kuzu mini minnacık, on onbeş kiloluk bir hayvandır” dedikçe karşınızdaki haklı olarak itiraz edecektir. “Hiç olur mu? Kuzu boylu boslu, en az yüz kilo gelen bir hayvandır.” Siz “Yahu deve yük taşır, kuzu hiç yük taşır mı?” derseniz, yanıt hazırdır. “Taşır elbet, sen ne anlarsın kuzudan!” Kim bilir belki de onlar haklıdır, ne de olsa parmak hesabı olarak çoklar! Bırakın kuzuyu sevmek için kucaklarına nasıl alacaklar onlar düşünsün.
Böyle uyduruk bir öykü ile günümüzün demokrasi ve hukuk tartışmalarına yollamada bulunmak mümkün mü? Somut kavram ve nesneler konusunda elbette böyle abuk sabuk bir tartışma düşünülemez bile. Ama ya soyut kavramlar söz konusu ise ve üstüne üstlük o soyut kavramlar “dışarıdan ithal” ise? Ya sizin ithalatçınızın size -örneğin- demokrasi diye sunduğu demokrasi değil de deveyse?
İnsanlar aralarında ortak simgelerle iletişim kurarlar. Konuşma dili olsun, yazı dili olsun, işaret dili olsun, vücut dili olsun... Eğer kullandığınız simge karşınızdaki kişi için farklı bir anlam taşıyorsa anlaşabilmeniz mümkün mü? Hele biraz önce değindiğim gibi soyut kavram ve değerlerin açık seçik, üzerinde uzlaşma sağlanmış ortak anlamları yoksa sağlıklı bir tartışma olasılığı nedir?
Bırakın soyut kavramlar üzerinde anlaşmayı, somut kavram ve nesnelerde bile kullandığınız simgeyi açık seçik tanımlamak zorundasınız. Yoksa cinsini belirtmeden elma istediğinizde size bir kilo starking elma veren manavı “Ben golden elma istemiştim” diye suçlamaya yüzünüz olmaz. Ha, yüzsüzsünüzdür ve suçlarsınız o da ayrı mesele!
Neden –Aziz Nesin’in tam ona yakışır bir zekâ ile dediği üzre- Türkiye’de her üç kişiden beşi(!) şiir yazar ama şair değildir? Ve yazanlar yazdıklarına şiir diyorlar diye şiir midir her yazılan?
Ya benim bu yazdığım ne? Bugünlerde vaktim kıt ya, “Laf olsun torba dolsun, sayfam boş kalmasın” dedim hepsi bu. Ciddiye alırsanız sorumluluk kabul etmiyorum!
0 yorum yazılmıştır