Nimet Hamile mi, Değil mi?
10/7/2009
Yatsı namazımı eda etmiş (Allah kabul etsin!) Hoca efendinin kanallarından birindeki tartışma programında, Hoca efendinin aydınlarından üçünün güncel konu ve sorunlarda ne düşünmemiz gerektiğine ilişkin verdiği akılları dinlerken telefon çaldı. Aslında ben bu tür tartışma programlarını çok önemsiyor ve özellikle cemaate henüz dâhil olmamış gafiller için elzem görüyorum. Çünkü aralarında farklı bir ses bulunmayıp savundukları ve söyledikleri bire bir aynı olan aydınların tartışmaları h
Her neyse, telefon çaldı ve açınca baktım ki bizim İhsan. “Selam
Ben ne olduğunu anlamaya çalışırken küçük bir sessizlikten sonra devam etti İhsan.” İnanın akşamın bu vakti sizi ayağımıza çağırmak gibi bir terbiyesizlik aklımdan bile geçmez ama bizim dünürler burada, cümbür cemaat size gelip rahatsız etmek daha ayıp olur diye düşündüm de...” Bu arada ben de meraklandım tabii. Neymiş bu adamı utana sıkıla bana telefon etmek mecburiyetinde bırakan müşkül? Zaten aynı sokakta oturuyoruz. “Tamam” dedim. “Onbeş yirmi dakika sonra sizdeyim.”
Muhterem Hoca Efendi sayesinde Bakanlık müsteşarı olduğum için cemaat içinde sadık müritler arasında ne zaman bir anlaşmazlık olsa bana olan güvenleri tamdır, benim hakemlik etmemi isterler. Ben de onları kırmam, Hoca efendinin o müstesna kalp derinliğine ters düşmemek şartıyla gayet tarafsız bir şekilde veriririm kararlarımı.
Daire zilini çaldığımda başta İhsan Bey olmak üzere hepsi ayakta, kapıda karşıladılar beni. İhsan bin bir özür dileyerek ellerime sarıldı öptü şapır şupur. Estağfurullah, estağfurullah... Hemen içeri buyur edip salona hâkim bir koltuğa oturttular, bu arada İhsan hala özür diliyor mırıl mırıl. “Tamam, İhsan beyciğim” dedim. “Neymiş müşkül? Bir an önce söyleyin de çare bulalım muhterem Hoca efendinin o nurlu düşüncelerinin de yardımıyla.” İhsan “Tabii ya, nurlu... Hem de mübarek” dedi ve başladı anlatmaya.
Bizim bu İhsanın
Uzatmayayım, çocuk görevden dönmüş, kısa bir de izin alıp Ankara’ya annesinin babasının yanına gelmiş, nikâhı konuşmak üzere İhsan beyi aramış teğmen evladımızın babası ve bu akşam konuşmayı uygun görüp erkek tarafını eve davet etmiş İhsan. Onlar da bu akşam
Efendim bu teğmen tarafı İhsan beylere gelip tam içeri girerken bakıyorlar ki Nimet’in karnı burnunda olmasa da çenesine yaklaşmış. Afallıyorlar tabii. Daha hal hatır soramadan koltuğa yığılıyorlar, kendilerine gelsinler diye bardak bardak sular geliyor, kolonyalar serpiliyor. Bunlar kendilerine gelince hiç tartışmaya bile girmeden nişanı atmaya kalkıyorlar, İhsan bey ve muhterem eşi her ne kadar bunun hamilelik değil, asker nişanlısı yurt d
Bunun üzerine beni aramayı akıl etmiş İhsan. Teğmen tarafı gıyaben beni tanıyor ya, İhsan demiş ki “Turgut beye rica edelim, o hakem olsun. Bildiğiniz gibi kendisi muhterem bir zattır. O ne diyecek bakalım? Öyle tarafsız bir muhterem hak verirsiniz ki doğrusu neyse onu söyler. Eğer doğruysa nikâhı onaylar, yanlışsa onaylamaz.” Bunu üzerine teğmen tarafı bir Nimet’in şiş karnına bakmışlar, bir İhsan’la eşinin yalvar yakar hallerine “Pekiyi” demişler. “Sormasına sorun ama ne derse kabul ederiz demek değil bu.” Onun üzerine apar topar beni aramış İhsan, meğer ki müşkül buymuş.
Problemi öğrendim ya, hakem olmanın da tarafsızlığıyla şöyle bir gözden geçirdim durumu. “Bu nikâh olmaz” dersem hem Deniz Kuvvetleri içinde potansiyel bir cemaat üyesinden mahrum olacağız, hem de Nimet doğmamış bebesiyle ortada kalacak, yazıktır. “Doğrusu bu nikâhı kıymaktır” dedim. “madem
“Evladım” dedim “Bak ne
Bunlar ne kaba insanlarmış meğer. Koltuklarından fırlayıp ve İhsan Bey’e “Bunu yarın konuşup nişanı bitirelim, olmazsa mahkemeye gideriz” diyerek hışımla çekip gittiler evden. İhsan vurgun yemiş dalgıç gibi, eşi koltukta bayılmış, Nimet ağlaya ağlaya odasına kapandı. Ben çıktım eve geldim, kapıdan çıkarken İhsan hıçkırmaktan laf edemiyor. Evde kuruldum koltuğuma, açtım Hoca efendinin kanalını, tartışma devam ediyor. Aydınlardan biri diyor ki “Sayın Cumhurbaşkanı askerlerin sivil yargıda yargılanması için yapılan değişikliği onaylamakla ne kadar tarafsız olduğunu bir kez daha ispat etti. Yoksa hem yasayı onaylayıp hem de ‘Tereddütleri gidermelisiniz’ der miydi?”
Bu tür tartışmaları tüm vatandaşlarıma özellikle tavsiye ediyorum. Bulunduğunuz bir ortamda o konu ya da benzer bir konu açıldığında ne demeniz gerektiğini öğreniyorsunuz. Ama dikkat edin, kanallar Hoca efendinin kanalları, tartışan aydınlar da aynı şeyi savunup söyleyen Hoca efendi aydınları olsun. Yoksa aklınız karışır...

Konu: Sevgili Çolak;
Ben de aynı makamdan "teveccühünüz!" diyorum...:)))Sevgi ve Saygıyla...
Bağlantı »
Konu: Gündüz Hocam
Çok teşekkürler! Selamlar...
Bağlantı »
Konu: Günaydın efendim
İnanın her yazınızı büyük br hayranlıkla okuyor arkadaşlarıma gönderiyorum ama bu yazınıza yorum yapmaktan aciz kaldım. Ben en iyisi Bülent Ersoy ablamızı taklit edeyim...Fevkaladenin fevkinde efendim..Ellerinize yüreğinize sağlık
Bağlantı »
Konu: Merhaba Dost
İroninin bu kadar güzeline de pes doğrusu, eline yüreğine sağlık.Sevgiler
Bağlantı »