acemi'nin günlüğü

görüşlerimin çoğu yanlış olabilir ama hepsi bana ait.

 

Uğur Mumcu’nun “Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz” sözünü eğer içtenlikle doğru buluyorsanız, gerektiği yerde bu söze yollamada bulunmanın ötesinde sözün gereğini yaşamınızda, tutum ve davranışlarınızda yansıtmanız gerekir. “Ben bildiğim kadarıyla da en doğru yorumu yapar, yargıda bulunabilirim” diyorsanız, o başka.

 

Yine yaşamınızda bazı kavramların özümsenip özümsenmediği de, duruşunuzu belirleyen önemli etmenlerdendir. Örneğin; hem düşünce hem de inanç alanında olumlu bir kavram olarak dürüstlük konusundaki tavrınız, başkalarının hakkınızdaki yargılarının oluşmasında önemli bir rol oynar. Adil olmanız, dürüst olmanıza bağlıdır. Herhangi bir olayda hak gözetmediğinizde, adil olduğunuzu iddia etmeniz adil olmadığınız gerçeğini değiştirmez.

 

Eşitlikten yana olmanız, dürüst olup hiç kimseyi kayırmamanızı gerektirir. Güvenilir olmanız da öyle. Eğer dürüst davranmazsanız belki bir süre güvenilir izlenimi verebilirsiniz ama sadece dürüst olmadığınız anlaşılıncaya dek. Nesnellik gerektiren bir konumdaysanız ama öznel bir tavırdan kendinizi sakınamıyorsanız, dürüstlük konusunda yine sınıfta kaldınız demektir.

 

NOKTA olayına ilişkin yazılanlar, olayın özü kadar bunları da düşündürdü bana. Yeterli bilgi olmadan yapılan keskin yorumlar, kesin yargılar… İyi niyetli olmak yanlış yapma olasılığı önünde bir engel değil. İyi niyetle ve hiçbir ard düşünce olmadan da olsa, yeterli bilgi sahibi olmadan erkence yapılan yorumlar, dahası yargılar üretmeler bir yanlışa imza atma olasılığını da beraberinde getiriyor.

 

 NOKTA olayından bağımsız olarak; yerel ya da ulusal herhangi bir medya kurumunun (Gazete, dergi, TV, radyo…) gerekçesi ne olursa olsun yayınına ara vermek ve hatta kapanmak zorunda kalması üzücüdür. Dördüncü kuvvetin ve basın özgürlüğünün aldığı bir yaradır.  Bunun yanında en az bunun kadar üzücü olan bir diğer nokta da; o kurumda çalışan, ekmek yiyen ve eve ekmek götürenlerin işsiz kalmasına yol açmış olmasıdır.

 

Bir gazete, bir dergi hem salt kendinden hem de kendi dışında nedenlerden ve üçüncü bir olasılık olarak da hem iç hem dış nedenlerden ötürü kapanmak zorunda kalabilir. Bunu en iyi bilebilecek durumda olanlar da o gazetenin/derginin sorumluları, kapatma kararı verenlerdir. Eğer bu nedenler üçüncü kişiler açısından belirsiz ise ancak bir takım tahminlerde bulunmak mümkün olabilir ki, işte dürüstlük ve nesnellik en çok burada önem kazanır. Gazeteye sıcak/soğuk olmanız, kapanmasına sevinmeniz/üzülmeniz değerlendirmenizi etkilerse, yorumunuzda yanılma payınız artar.

 

Bir yayın kuruluşu –örneğin Gözcü gazetesi- patronu tarafından kapatıldığında bu kapatmayı ve orada işsiz kalan gazetecileri sorun etmiyor, aynı günlerde başka bir yayın kuruluşu –örneğin NOKTA dergisi- yine patronu tarafından kapatıldığında gündemin birinci sırasına taşıyorsanız, sorun bir yayın kuruluşunun kapanması ve sizin Basın Özgürlüğüne duyarlılığınız ötesinde bir şeydir.

 

NOKTA belki doğru bildiği yolda ödün vermediği için bir Basın şehidi ya da gazisi dergidir… Ya da aksine bir olasılıkla belki de görevini tamamlamış ve yayınını sürdürmesine gerek kalmamıştır. Maddi sorunlar yayını sürdüremeyecek boyutlara ulaşmış olabilir. Bir başka olasılık, ektiğini biçmiştir. Şu anda aklıma gelmeyen olumlu/olumsuz başka olasılıklar da üretilebilinir. Ama sadece olasılıklar. Oysa gerçek tektir ve bu aşamada –biraz önce de söylediğim gibi- sadece kapatma kararı verenlerce bilinmektedir.

 

Andıç ve günlük haberlerinin ve doğurduğu sonuçların, yarattığı tepkilerin bu kapatma kararı üzerindeki –varsa- etki derecesini bilebilmek için, bir süre geçmesi gerekecektir. Günlük haberi, ait olduğu ileri sürülen emekli oramiral tarafından sahte olduğu savıyla ve İst. Bakırköy Savcılığına şikâyet yoluyla yargıya yansıtılmıştır. Yargı bu konuda kesin bir karar verinceye dek hem savcı hem yargıç olmaya soyunup generallere darbeci damgası vurarak yorumlar yapmak ve NOKTA’nın kapatılmasını bu önyargı ile ilişkilendirmek, sorgulamaksızın izleyenlerin gözünde kişiye “darbe karşıtı” ve “basın özgürlüğü savaşçısı” bir yorumcu saygınlığı kazandırabilir ama ucuz kahramanlık olarak da değerlendirilebileceği gibi, yanılma ve yanıltma olasılığı da oldukça yüksek bir davranıştır.

 

NOKTA’nın kapatılmış ya da yayınına bir süre için ara vermiş olması üzücüdür. Bu olayda gerçekliği saptanmamış çeşitli savlar açıklık kazanmadan, bu savlar konusundaki kuşkular giderilmeden, yani gerçeğe ilişkin bilgi sahibi olmadan dergiyi kapatma üzerine fikir sahibi olmak olanaksız geliyor bana. Uğur Mumcu’nun “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz” sözünü çok önemsiyorum…

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır