12 Ağustos 1999... Can Yücel’in kalıcı mekânına yerleştiği tarih. Yaklaşık iki hafta sonra her yıl olduğu gibi yine kendisiyle Datça’daki mekânında buluşup sohbet edecek, şiirlerini okuyacak ve
K. Öncü: Pekiyi Güler Abla, bir de uzun süredir internet üzerinde Can Yücel’e mal edilerek gezdirilen ve son günlerde Habertürk’te Bal
G. Yücel: O şiirleri bana da çok kişi sordu. Dediğin gibi, bu şiirlere baktığında dil ve düşünce yapılarının, estetiğinin Can ile hiç ilgisi olmadığı rahatlıkla anlaşılabiliyor. Bu şiirler Can’ın biçemine aykırı, espri anlay
K. Öncü: Örneğin bu şiirlerden “Farkında olmalı insan...” diye başlayıp “Ömür dediğin üç gündür / Dün geldi geçti, yarın meçhuldür / O halde ömür dediğin bir gündür / o da bugündür.” Şeklinde biteni, Bal
G. Yücel: Evet, işte bu olay sahte şiirlerin Can’la ilgisinin olmadığına en
K. Öncü: İzninle bir örnek daha vereyim. Umarım Can Baba bana kızmaz, vallahi ben yazmadım. İnternette dolaştırıyorlar Can Yücel’in şiiri diye. Adı “En önce ve illâ ki sağlık olsun” imiş! Bir kısmı şöyle “Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama./ Yarım saat erkene kurulsun saatin. / Kedi gibi gerin, ohh ne
G. Yücel: Ben Can’ı unutturmak için, Can’ı yanlış tanıtmak için, Can şiirinin içini boşaltıp lay lay lomla doldurmak için gösterilen çabaların hiç bir işe yaramayacağına inanıyorum. Çünkü demin de dediğim gibi sadece yazın değil, k
Bu arada söyleşimizi sessizce izleyen Su Yücel (Can Baba’nın kızı) girdi söze.
Su Yücel: Son zamanlarda bakıyorum da adam değişti. Eskiden kalemi, kâğıdı ve daktilosundan başka bir şeyi olmayan o adam şimdi internette, cep telefonlarında dolaşıyor. Hiç görmediğim, hiç duymadığım, kendisine yabancı mı yabancı, aykırı mı aykırı şiirler yazıyor, internette birileriyle (bu arada Tayyip’le) çetleştiğinden de şüpheleniyorum. Yarın öbür gün bizim yani ailesinin görmediği bilmediği videolarını bile izleyebiliriz e-postalarda. Can Yücel’i merak edenler açsınlar kitaplarını, gerçek Can Yücel şiirlerini oradan okusunlar.
K. Öncü: Sevgili Güler Abla; 2000’den itibaren –y
G. Yücel: Şenliğin yapılamaması ve iptal edilmesinden ötürü uzun zamandır aileyi, yani bizi suçluyorlar. Olayın aslı şu: Eski Belediye Başkanı başlangıçta Şenlik fikrini bana önerdiğinde “Ya gelecek seçimde seçilemezsen, şenliğin akıbeti ne olur?” diye sordum. O da; seçilse de seçilmese de şenliği ölene dek sürdüreceğini söyledi ve ben bu sözü ciddiye alarak “Evet” dedim. Başkan 2004 seçimlerinde yeniden seçildikten sonra Belediye’nin parası olmadığını, sponsor bulamadığını öne sürerek ve bize de haber vermeden şenliği iptal etti. İptal haberini biz de gazetelerden ve üzüntüyle bizi arayıp soran dostlardan öğrendik. Bunun üzerine şenliği biz gerçekleştirmek istedik, “Emniyet’ten izni siz alın, biz sponsor buluruz” dedik. Onu da kabul etmedi. Böylece şenlik sona erdi. Ama biz her sene 12 Ağustos’ta Can Evi’ni ziyarete açıp sevenleri ve dostlarıyla mekânında buluşuyoruz.
K. Öncü: Güler abla, yine “internet” diyeceğim ama kızma. İnternet üzerinde Datça Çevre Derneği ve Datça Yerel Tarih Gruplarına gönderilen bir programda bu sene 12 – 14 Ağustos tarihleri arasında Datça Belediyesi ve Edebiyatçılar Derneğinin ortaklaşa olarak “Datça Edebiyat Günleri İzlencesi” düzenledikleri bildiriliyor ve programda Can Yücel ile ilgili etkinlikler de var. Bu programda 12 Ağustos saat 18.00’e “Can Yücel Anıt Mezar Ziyareti” konulmuş. Oysa mekân buluşması her sene –sıcaklar nedeniyle- saat 19.00’da gerçekleştiriliyordu. Bir de 13 Ağustos günü saat 13.30’a “Can Yücel Müze Evi Ziyareti” konulmuş?
G. Yücel: Kemalciğim, bu konuda hiç bir
K. Öncü: Zaten bu programı ben sadece dediğim grupların internet üzerindeki haberleşmesinde gördüm. Gerçekten böyle bir etkinlik var mı yok mu bilemiyorum. Çünkü ilanını duymadığım gibi afişine de rastlamadım. Belki haberiniz vardır diye size bir sorayım dedim. Söyleşi için çok teşekkürler...